Neden ketojenik diyet yapmamalıyız ?

Popüler diyetlerin başında ketojenik diyet geliyor,  bazı hastalıkların tedavisini destekleme amacıyla uygulanırken şimdilerde zayıflama amacıyla kullanılıyor. Temel olarak diyetle alınan enerjinin karbonhidrat içeriği düşük, protein içeriği orta ve yağ içeriği ise oldukça yüksektir. İnsan beslenmesinin, gıda zincirinin tam tersi olan bu diyeti biraz inceleyelim. Bu durumun temelinde yatan sosyolojik durum, aslında şu, ‘’bildiğiniz tüm doğruları unutun’’ gibi bir motto.

Bu bağlamda ketojenik diyet genellikle diyetlerde yer alan yasaklardan oluşan bir beslenme programı. Teknik olarak günlük enerji kaynağımızın %60’ı olan karbonhidratları skaladan çıkararak çok geniş bir kalori açığı yaratmaktadır. Bu da hızlı kilo vermeye ve popüler olmasına yol açmaktadır. Çok sayıda araştırmaya konu olmuş ve halen araştırılmaya devam edilen ketojenik beslenmenin bazı hastalıkların semptomlarının azaltılmasında kanıtlanmış etkileri bulunmaktadır.

Ketojenik diyetin tarihçesi, protein ve yağ ağırlıklı beslenmenin modern ve planlı  anlamda ortaya çıkışı Atkins diyeti ile ortaya çıkmıştır. Atkins sadece protein bazlı bir beslenme ile başta hızlı kilo kayıpları sağlamış ve ünlenmiştir. Sürdürülebilirlik sorunları ve tabana yayıldıkça artan sorunlardan dolayı modifiye Atkins diyeti ortaya çıkmış burada yağ oranı arttırılmış, çiğ beslenme vb uygulamalar eklenmiştir. Diyet üzerine bu kadar düşülmesinin sebebi ise epilepsi hastalarında yakalanan başarının, toplumda da yakalanarak bunun bir ürün haline getirmek ve kar elde etme isteğidir.

Hastalardan yakalanan başarılardan sonra halk için ise durum böyle olmamıştır ve Atkins’in kendisi dahil diyetten ciddi zararlar görmüş ve popülerliğini kaybetmiştir. Ketojenik diyetin doğuşu tekrar epilepsi hastalarının beyinlerinin şeker yerine keton cisimciğini enerji olarak kullanması sonucu ciddi yararlar görmesi ve diğer hastalara da bu diyet şeklinin uygulanması ile tekrar gündeme gelmiştir. Ketojenik diyetin yapılma ve ortaya atılma sebebi şekerin her türlüsünün zararlı olduğu şekerin bir tür zehir olduğu görüşüne dayanır. Bu duruma karbonhidratlar, kompleks karbonhidratlar, sakkaritlerin tümü ve fruktoz yani meyve şekeri de dahildir.

Ketojenik diyet bu motto ile çıktığı yolda aynı Atkins diyetinde olduğu gibi hızlı bir yükselme ve popülerleşme sağlamış daha sonra ise yine Atkins diyeti gibi modifiye edilmek zorunda kalmıştır. Ketojenik diyet karşı olduğu karbonhidratı 50 gr ile kısıtlamak ile bünyesine alarak kendi çıkış felsefesi ve bilimsel temeli ile çelişkiye düşmüştür.

Buna ek olarak,  bu beslenme tarzının vücut üzerinde bazı zararlarının olduğu bilinmekte olup sürdürülebilirliği yüksek olmayan, uzun süre devam ettirilmesi mümkün olmayan bir beslenme biçimi olduğu bazı uzmanlar tarafından kabul edilmişti fakat dillendirilmemiş ve çalışmalar beklenmişti. Artık bazı hastanelerin ve ciddi bilim insanlarının uyarıları ve kısıtlamaları ile bu tarz diyetler kısa süreli, iyi planlanmış ve uzman kontrolünde uygulanmalı uyarıları ile kaynaklarda yer almaktadır. Ketojenik diyet doğası itibari ile uygulaması oldukça zor bir diyettir. Vücutta neden olabileceği olası zararlar nedeniyle bu diyeti uygulayan kişilerin sürekli olarak tıbbi takip altında olmaları gerekliliği not olarak düşülmektedir.

 

Sporcular açısından ketojenik diyet,

Görüldüğü üzere erken tükenen glikojen depoları performansı sınırlamaktadır.

 

Ketojenik diyet lifsiz bir beslenme çeşidi olduğu için bağırsaklar için de yararlı bir beslenme rejimi değildir. peki diyetlerimiz nasıl olmalı ?

Kalori sayımının yapıldığı Karma diyetlerin insan sağlığına ve performansına pozitif katkılar yaptığına dair elde çok sayıda çalışma vardır. En iyi beslenme şekli planlı karma diyetlerdir.

Fatih Özkan.